FİLM

Anlatılabilir Ama En Çok Gösterilebilir

Büyülü Gerçekçilik başka bir adlandırma ile Harika Gerçekçilik, gerçek dünya içinde yaşanılan mucizevi unsurları barındıran yükseltilmiş gerçekliği ifade ediyor. Fantezi ve gerçek olmak üzere iki özelliği birleştirmesinden dolayı melez bir yanı olduğu için öteki kavramını da temsil ediyor. Büyülü gerçekçilik bireysel, toplumsal ve ekonomik sorunları işlemek için edebiyat, sanat ve başka dallarda kullanılan bir akım olarak kendini gösteriyor.

Yönetmen Emin Murat Kılıç’ın Nefesini Tut (2018) kısa filmini büyülü gerçekçilik bağlamında ele almak mümkün. Gerçek dünya içinde özel bir yeteneğe sahip Güray’ın hayatını anlatıyor çünkü. Güray nefesini tuttuğunda çevresindeki insanların içinden geçen gerçekleri duyabiliyor. Bu gücü sayesinde insanlar arasında öteki olarak beliriyor. Sözleri yalan ve yüzleri maskeli insanların içinden asıl geçen niyetleri bilme yeteneği/özelliği Güray için iyi mi kötü mü kestirmek zor. Her kahraman gibi Güray da dünyayı uzaylılardan, salgın hastalıklardan ya da savaşlardan kurtaran biri olmak isterdi muhtemelen. Ama yönetmen Kılıç’ın farklı bir mesajı olduğu için kahraman dünyayı kurtarmak yerine kendini kurtarıyor, mu? Güray’ın çevresindeki insanlar onun hakkında ne hissettiklerini değil onun ne duymak istediğini düşünerek konuşuyor. Kahraman, karşısındakilerin asıl niyetlerini süper gücüyle duyduğunda gerçeğin rengi değişiyor. Bu sayede kahraman da daha temkinli konuşuyor ve hareket ediyor. 

Alışılan ve alışılmamış olanı bir arada sunan büyülü gerçekçilik, görünen dünya içinde süper güçlerin kullanılması anlamına geliyor. Doğal ile doğaüstü olan şaşırma hissi oluşturmadan seyirciye, okuyucuya aktarılıyor. Doğaüstü unsuru gerçeğe katmak için yerel enstrümanlar kullanılıyor. Güray’ın insanların asıl niyetini okuyabilme gücü, gerçek bir iş ortamında, evinde, annesinin yanında başarıyla işliyor. Hem de sırıtmadan, sadece nefes tutarak. Bugünün dünyası o kadar çok yalana, samimiyetsizliğe maruz kalıyor ki, çoğu zaman insan nefes alacak samimi bir ortam arıyor. Bulamadığı zaman nefes alamayacak duruma geliyor. İnsana söylenen bir cümlenin altındaki samimiyet ve gerçek tam olarak kestirilemediği için güvensiz bir alanda yaşanıyor. Bir zaman sonra bu ortam insanın normali oluyor ve gerçek ne yalan ne fark edilemiyor. Ta ki gerçekten gören gözlerin görebildiği, hakikaten duyan kulakların işitebildiği an gelene kadar.

Peki büyülü gerçekçi bir olay ya da olgu sunulurken bunun tuhaf olmamasını sağlamak için ne yapılabilir? Uzaklık duygusu oluşturmak. Güray, önce iş arkadaşları ve patronunun söyledikleri kelimeleri dinlerken nefesini tutuyor ve asıl düşündüklerini duyuyor. İlk şok ve yalandan uzaklaşıp gerçeklikle ilk yakınlaşma. Sonra eşiyle yaptığı telefon görüşmesinde nefesini tutarak, eşinin aslında kendisini neden aradığını öğreniyor. Evine gidiyor ve aldatıldığını görüyor. Bu ikinci şok ve yalandan uzaklaşıp gerçeklikle ikinci yakınlaşma. Bunlardan kaçmak isteyen kahramanın aklına annesine sığınmak geliyor. Kaçış, belki de kurtuluş. Kahraman içinde kopan fırtınanın şiddetini yansıtmadan, bunu oluşturan dünyadan uzaklaşıyor. Yalancı atmosferlerden uzaklaşırken bir yandan da gücünü kullanabileceği başka bir ortama giriyor. Sığındığı ana kucağının da samimi olup olmadığını görmek isteyen kahraman nefesini tutuyor ve bir başka gerçekle karşılaşılıyor. Üçüncü şok ve sadece gerçeklik. Anne sevgisinin diğer sevgi türlerine benzemediği, belki klişe olacak ama “Ana hakkı ödenmez sen bu sırrı bildin mi” sözünün hakikati isabetli bir şekilde izleniyor. Güray’ın annesinin dilinden dökülen “Sen benim kıymetlimsin, sen benim birtanemsin. Ah güzel oğlum!” cümlesi, söyleniş biçimi ve samimiyetiyle kahraman nefesini tuttuğu an, hakikatiyle karşılık buluyor. Bu duygu dramatize edilmeden, insanların duygularını sömürmeden, sade ve çok net bir şekilde sahneleniyor. Anne sevgisi gibi karşılıksız ve çıkar gözetmeden izleyiciye gösteriliyor. Yönetmen bazı şeyleri sözle ifade etmenin yetmeyeceğini ama gösterilerek daha kuvvetli sunulabileceğini sahnelemek istemiş gibi duruyor.

 

 

Filmle ilgili bir başka mesele de Güray’ın yeteneğini/özelliğini hangi insanlara karşı kullandığı. İnsanların saat gün, hafta, ay, yıl hatta ömür boyu yaptıkları ne? Zaman ilerlerken gerçekten kendileri olabiliyorlar mı? Patronunuzun mesai saatleriniz içinde girdiği ciddi havalar ve sizi düşünüyor gibi davranıp aslında sizi kullanıyor olması, arkadaş ilişkilerindeki maskeler ve söylenen yalanlar, her gün önünden geçip gidilen billboard’larda ve ekranlarda gösterilenlerin metninin altında yatan gerçek, kandırmaya yönelik üslup ve görsellerin kullanılması, hatta aile ilişkilerinde bile görülen maskeler. Dünya bir maskeli balo mu düzenledi acaba? Yönetmen, filmdeki diğer karakterleri gerçekleştirdikleri eylemlerin dışındaki kimlikleriyle tanıtıyor. İnsanların asıl olan ruhsal, psikolojik ve ahlakî özelikleri izleyici ile buluşuyor. Bunlar Güray’ın süper gücü üzerinden gerçek ve yalan iç içe geçirilerek sunuluyor. Somut olan soyut bir atmosferde yansıtıldığı için maddenin ötesindeki bir filmi izliyor hissine kapılmak mümkün. 

Film bir yandan da hakikat ile yaşamaya başlayan insanların hayatlarının nasıl tepetaklak olabileceğini sunuyor. Herkes gerçekleri duymak ister ama herkes gerçekleri kaldırabilecek güçte mi? Yönetmen izleyicinin bunu sorgulamasını istiyor belki. Çünkü annesini de test etmek isteyen Güray kendisini bir odaya kilitliyor, annesi ona sevgi sözcükleri söylerken gerçeği, yalnızca gerçeği duymak için korkarak nefesini tutuyor. Yalnızca annesinin söyledikleri ile asıl niyeti aynı olduğu için kahraman hayata yeniden tutunuyor. Peki herkes zarar vereceğini bile bile böylesi bir yeteneğini/özelliğini sevdikleri üzerinde kullanabilir mi?

Betül SEZGİN

Denizli doğumlu. Öyküleri Post Öykü, Muhayyel, Türk Edebiyatı ve Mahalle Mektebi dergilerinde yayınlandı. Kitap ve film değerlendirmeleri, muhtelif yazıları ve yaptığı röportajlar çeşitli yayınlarda ve sitelerde yer aldı. Eğitimine İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü Doktora Programı’nda devam ediyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2  +  2  =  

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu