FİLM

Yaratığın Amerikalıları /Amerikalıların Yaratığı

 

Bong Joon-Ho’nun 2006 tarihli filmi Yaratık (The Host) 2020 yılında tekrar gündeme geldi. İnternet aramalarında neden bu filmin yeniden seyredilmesi gerektiğine dair pek çok makale okunabilir. Bong’un Parazit (2019) ile Oscar alması üzerine filmlerine olan ilginin artması mutlaka etkili olmuştur. Öte yandan filmde 2020 yılının ilk ayları itibariyle içinde bulunduğumuz virüs ve karantina süreciyle benzerliklerin olması da dikkat çekilen noktalardan biri. Bu açıdan 2006 izleyicisinin gözünden kaçmış ya da diğer salgın/virüs filmleri gibi algılanmış olabilen, insanların maske taktığı, karantinaya alındığı sahneleri, 2020 izleyicisi kendi günlük hayatından parçalar olarak görebilir. Ancak bu yazıda ele alacağım konu filmin virüs ya da karantina içerdiği için güncel olması değil Amerikalıları ve ABD siyasetini temsil etme biçimi açısından güncelliğini koruyor olması.

Seul’den geçen Han Nehri’ne şişelerce formaldehit dökülmesinden birkaç yıl sonra nehirden balık benzeri devasa bir yaratık çıkarak etraftaki insanlara saldırmaya başlar. Park ailesi nehir kenarında büfe işletmektedir ve ailenin aklı pek başında olmayan büyük oğlu Kang-Du, orta okul öğrencisi kızı Hyun-Seo ile yaratıktan kaçmaya çalışırken yaratık Hyun-Seo’yu yakalayarak nehrin içine dalar. Hyun-Seo ile birlikte pek çok kişi için toplu anma töreni düzenlenir. Hyun-Seo’nun dedesi, babası, halası ve amcasından oluşan Park ailesi kahrolmuştur. Ancak ortaya bir de virüs ve karantina meselesi çıkar. Yaratıkla temas edenlerin bir hastanede karantinaya alındığı gece, Hyun-Seo cep telefonundan Kang-Du’yu arar ve Park ailesi küçük kızlarının hayatta olduğunu öğrenir. Filmin geri kalanında Park ailesinin Hyun-Seo’yu kurtarmak için verdiği mücadeleye şahit oluruz.

Bong Joon-Ho’nun diğer filmlerinde olduğu gibi Yaratık da sadece bir canavar filmi ve/veya aile filmi değildir ve pek çok siyasi eleştiri içermektedir. Filmin başlangıç sahnesi gerçek bir olaydan esinlenilmiştir. Güney Kore’de bulunan ABD üslerinden birine ait morgda çalışan Albert McFarland 2000 yılında 480 adet şişede bulunan 475 ml’lik formaldehidin Han Nehri’ne dökülmesini emretmiştir.[1] Film de Şubat 2000’de Seul’de bulunan ABD ordusuna bağlı bir morgda başlar. Morgun Amerikalı görevlisi Koreli asistanına her yerin çok tozlu olduğunu, asistanı Bay Kim’in daha iyi temizlik yapması gerektiğini söyler. Ardından şişeler dolusu formaldehiti lavabodan dökmesini ister. Bay Kim bunun mevzuata aykırı olduğunu söylese de Amerikalı sinirli bir gülümsemeyle “Dök gitsin” der. Asistan kimyasalın Han Nehri’ne gideceğini hatırlatır ama Amerikalı umursamaz ve “Nehir geniş, biz de geniş fikirli olalım” der.

Amerikalının başta etrafın çok tozlu olduğundan şikâyet edip hemen ardından litrelerce toksik maddenin öylece lavabodan dökülmesini istemesi oldukça ironiktir. Özellikle asistanının kuralları hatırlatmasından sonra geniş fikirli olma vurgusu yapması adeta trajikomiktir. Bu sahnede yaşananlar Güney Kore’yi korumak adına orada bulunan ABD ordusu ile Güney Kore hükümeti arasındaki ilişkinin temsili olarak da okunabilir. Amerikalı adeta başkasının evinde misafirken ev sahibine emirler yağdıran ve neyin doğru olduğuna en iyi karar verebilen kişidir.

2005 yılına gelindiğinde ise Han Nehri’nden balık benzeri devasa bir canavar çıkıp insanlara saldırmaya başlar. Kaçışan insanlardan bazıları orada bulunan bir konteynerin içine girse de yaratık da peşlerinden girer ve insanlar dışarı çıkamaz. Sarışın bir adam insanlara yardım etmek için koşarken bir kadın: “Donald nereye gidiyorsun?” diye bağırır. Donald insanlara yardım etmesi gerektiğini söyleyerek konteynerin içine saklanan insanları kurtarmaya koşar. Bu sırada başka bir kadın da Kang-Du’ya yardımcı olması için yalvarır ve Donald ile birlikte konteynerin kapısını açarlar. İnsanlarla birlikte dışarı çıkan yaratık etrafa saldırmaya devam eder. Donald yaratığı durdurmaya çalışır ama yaratığın saldırısına uğramaktan kurtulamaz.

Haberlerde ABD ordusunda astsubay rütbeli bir asker olan Donald White’ın yaratıkla cesurca savaştığı ve kolunu kaybettiği bilgisi verilir. Daha sonra ise yine haberlerden Donald’ın öldüğünü öğreniriz. Herkes kaçarken sadece Donald’ın cesaret göstermesi, kahramanlık yapmaya çalışması Amerikan savaş filmlerindeki tipik Amerikalı asker/kahraman imgesini hatırlatmaktadır. Kang-Du ise ancak başka birinin yönlendirmesiyle bir şeyler yapmaya çalışan, onu da ne yapacağını bilmez bir halde yapan bir karakterdir. Bong Joon-Ho filmin Amerikan karşıtı öğeler içerdiğine yönelik eleştirilere, filmde “Koreli ailelere yardım etmeye çalışan iyi kalpli ve cesur bir Amerikan askeri de var” şeklinde yanıt vermiştir.[2] Ancak Donald’ın soyadının bile “White” olması manidardır. Bong ABD askeri olarak sarışın ve “beyaz” bir asker seçmiştir ve yaratığın saldırısında ölen pek çok Koreli vatandaş olmasına rağmen, haberlerde sadece “cesurca savaşan” Donald White’tan bahsedilir.

Yine haberlerde, ABD ordusunun incelemeleri neticesinde yaratıkla temas edenlerde bilinmeyen bir virüsün tespit edildiği ifade edilir. Bugün adını sıkça duyduğumuz CDC’ye (Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri) gönderilen numunelerden çıkan sonuca göre, yaratık bu ölümcül virüs ve SARS gibi başka virüslerin taşıyıcısıdır. Kang-Du yaratık ile temasta bulunduğundan  ABD’lilerin tespit ettiği bu virüsü taşıdığı düşünülür. Hastanede karantinadayken kaçıp, ailesiyle birlikte kızın kurtarmaya çalışsa da yakalanır ve tahliller için yine karantinaya alınır. Bir süre sonra koruyucu kıyafetler içinde Amerikalı şaşı bir doktor ile Koreli tercümanı gelir ve diğer sağlık görevlilerine dışarı çıkmalarını söyler. Şaşı doktor çevirmen aracılığıyla Kang-Du ile konuşur ve kızının hayatta olduğunu düşünüyorsa neden orduya, televizyon kanallarına ya da insan hakları örgütlerine haber vermediğini sorar. Yine en doğrusunu bilen bir Amerikalı ve ne yapacağını bilmeyen bir Koreli sahnesi izleriz. Kan örneği alınabilmesi için sakinleştirici verilmiş olan Kang-Du ağlayarak derdini anlatmaya çalışırken, şaşı doktor tercümana: “Şüphelendiğimiz gibi virüs beynini ele geçirmiş. Ön lobda. Zihinsel hastalık geçmişi yok ama bunama semptomları gösteriyor. Beyni son umudumuz. Virüs burada olmalı.” der. Kang-Du’yu izole eden perdenin arkasına geçtiğinde ise Astsubay Donald’ın otopsisinde virüse rastlanmadığını, karantinaya alınan hastaların hiçbirinde virüs tespit edilemediğini anlatır. Ortada bir virüsün olmadığını söyler. Şaşı doktor bunları Kang-Du’nun İngilizce bilmediğini varsayarak tercümana İngilizce anlatmıştır ancak Kang-Du olan biteni anlayıp “Virüs yok mu?” diye sorar.

Şaşı doktor ile Kang-Du arasında geçen konuşma sözde Amerikan uzmanlığını tiye almaktadır. Hâlihazırda doktorun şaşı olması meseleye ne kadar çarpık baktığının göstergesidir. ABD ordusunun ortaya bir virüs yalanı atmasına ve doktorun da bunun farkında olmasına rağmen şaşı doktor olup bitenin farkında olmayan Kang-Du’nun önünde beynindeki virüsten ve birtakım semptomlardan bahsetmiştir. Nihayetinde Kang-Du’nun kafasında bazı işlemler yapılır. Önemli olan virüsün gerçek olmaması değil Amerikalıların virüsün var olduğunu söylemiş olmalarıdır. Amerikan umursamazlığı öyle bir boyuttadır ki Kang-Du tahliller için tutulduğu yerden kaçtığında kapının önünde mangal yapan Amerikan askerleriyle karşılaşır. 

Diğer taraftan sözde virüsle mücadele için Güney Kore’de bulunan ABD ordusu “sarı ajan” (agent yellow) adında özel bir gaz geliştirir. Bu ajan yüz kilometrelik bir etki alanına ve temas ettiği bütün biyolojik canlıları ortadan kaldırma gücüne sahiptir. Filmin sonuna doğru, Kore halkı bu ajanın kullanımını protesto etmek için Han Nehri kıyısında toplanır. Protestocular yaratık nehirden çıkınca havadan bırakılan bu ajana maruz kalırlar ve ajanın zararlı etkisi hemen gözlenir. Sarı ajan ABD ordusunun 1961-1971 yılları arasında Vietnam Savaşı’nda kullandığı “turuncu ajana” (agent orange) bir göndermedir. Ormanlarda Viet Kong askerlerine saklanacak yer kalmaması amacıyla 75 milyon litreden fazla herbisit Vietnam, Kamboçya ve Laos’a uçaklarla havadan bırakılmıştır. Zehirli kimyasallar içeren bu ajan nedeniyle bölge halkında kanser ve doğum kusurları da dahil ciddi hastalıklar görülmüştür.[3] Ancak Hollywood filmlerinde yıllarca Amerikalıların Vietnam Savaşı’ndaki “kahramanlıkları” anlatılmıştır. Komünizme karşı bölge halkını koruma iddiasıyla orada bulunan ABD ordusu bir yandan toksik maddelerle çevreye ve insanlara zarar vermiştir. Tıpkı, yıllar sonra Güney Kore’de yaşanan formaldehit hadisesi gibi.

Filmin son sahnesinde Kang-Du’nun büfesindeki televizyon açıktır. Haberlerde ABD Senatosu’nun, Kore’deki virüs olayını araştırmak için kurulan komitesine göre bir virüsün tespit edilemediği belirtilir. Varılan sonuç ise bu krizin nedeninin yanlış bilgilendirme olduğudur. Pek çok insan var olmayan bir virüs nedeniyle bu ajana maruz kalsa da ABD’den gelen açıklama bu kadar basittir. Bong’un ifadesiyle filmdeki virüs, ABD’nin kitle imha silahları bulundurduğu gerekçesiyle 2003 yılında Irak’ı işgal etmesi, yapılan araştırmalar sonucunda bu tür silahların Irak’ta hiç olmadığının anlaşılmasına dair bir hicivdir.[4]

Yaratık filminin üzerinden neredeyse 15 yıl geçti ve evet, film güncelliğini koruyor. Yaratık sadece Bong Joon-Ho’nun hicvettiği geçmişteki meseleler nedeniyle değil filmden sonra yaşanan ve bugün yaşanmakta olan olaylar dolayısıyla da güncel. ABD’nin çevreyi en fazla kirleten ülkelerin başında gelmesine[5] rağmen “haksız ekonomik yük” yarattığı iddiasıyla 2017 yılında Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi[6], filmde eleştirilen ABD siyasetinin yıllar geçse de değişmediğini gösteriyor. Öte yandan bugün gerçek bir virüsün varlığından tamamen eminken ABD Başkanı’nın virüsün “kendiliğinden”, “mucizevi bir şekilde”, “aşı gerekmeden” ortadan kalkacağını defalarca iddia etmesi[7]; virüse yakalandıktan sonra ise bunu “Tanrı’nın bir lütfu” olarak yorumlaması[8] zaten ABD siyasetinin içinde olduğu trajikomediyi gözler önüne seriyor. Bong Joon-Ho bu filmde Amerikan düşmanlığı yapmıyor, sadece ABD siyasetine ve bu siyasetin dünyada yarattığı etkiye, filmdeki Amerikalılar üzerinden ayna tutuyor.


[1] Soompi. “U.S. Army Keeping Close Eye on Han River Monster,” April 11, 2006. https://www.soompi.com/article/358224wpp/us-army-keeping-close-eye-on-han-river-monster.

[2] Wallace, Bruce. “Who’s the Monster?” Los Angeles Times, November 1, 2006. https://www.latimes.com/archives/la-xpm-2006-nov-01-et-host1-story.html.

[3] History. “Agent Orange,” May 16, 2019. https://www.history.com/topics/vietnam-war/agent-orange-1.

[4] Wallace, “Who’s the Monster?”

[5] Statista. “Largest Producers of Fossil Fuel CO2 Emissions Worldwide in 2018, by Share of Emissions,” 2020. https://www.statista.com/statistics/271748/the-largest-emitters-of-co2-in-the-world/.

[6] United States Department of State. “On the U.S. Withdrawal from the Paris Agreement,” November 4, 2019. https://www.state.gov/on-the-u-s-withdrawal-from-the-paris-agreement/.

[7] Washington Post. “34 Times Trump Said the Coronavirus Would Go Away,” September 16, 2020. https://www.washingtonpost.com/video/politics/27-times-trump-said-the-coronavirus-would-go-away/2020/04/30/d2593312-9593-4ec2-aff7-72c1438fca0e_video.html.

[8] BBC News. “Covid: Trump Describes His Illness ‘a Blessing from God,’” October 8, 2020. https://www.bbc.com/news/world-us-canada-54455040.

Zülal ZENGİN

İstanbul’da doğmuş, büyümüş ve eğitim almıştır. Lisans eğitimini İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde tamamladıktan sonra yüksek lisans ve doktora eğitimine Uluslararası İlişkiler alanında devam etmiştir. Yabancı dillere ve farklı kültürlere olan ilgisi Avrupa’nın ardından Doğu Asya’ya kaymış olup akademik çalışmaları da bu bölgeye odaklanmaktadır. Özellikle Japon ve Güney Kore sinemasına ilgi duymakta, filmleri tarihî ve siyasi bakış açısıyla değerlendirmeye çalışmaktadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  +  53  =  61

Başa dön tuşu