FİLM

Hulot’vâri Modern Yaşam Güldürüsü

Jacques Tati Hulot tiplemesini ilk kez Bay Hulot’nun Tatili (Les Vacanses de Monsieur Hulot, 1953) filmi ile izleyiciyle tanıştırır ve Dayım (Mon Oncle, 1958), Oyun Zamanı (Play Time,1967), Trafik (Trafic, 1971) filmleri ile de tiplemeyi devam ettirir. Dayım filmi ile Tati, alışılagelen hicivsel güldürü üslubuyla izleyeni bir modern ev-modern yaşam eleştirisinin tam ortasına salıverir. Bay Hulot’nun yeğeni Gerard’ın gözünden biçimlenen filmde, bir yanda inşa süreci henüz tamamlanmamış modern şehirde ebeveyniyle birlikte yaşayan Gerard ve diğer yanda eski şehirde yaşayan dayısı Bay Hulot hikayenin iki ana kahramanı olarak karşımıza çıkar. Film boyu iki farklı kent yaşamını birleştiren yegâne öge yıkık bir ihata duvarıdır. Gerard’ın çocuk fıtratınca anlamlandıramadığı kurallı modern yaşamdan eğlenceli geleneksel yaşama kaçışı ve dolayısıyla Tati’nin film boyu izleyene sunduğu iki farklı kent yaşamı karşılaştırması bu yıkık ihata duvarından geçişlerle sağlanır. Dayım filmi bize bir nevi Tönnies’in Gemeinschaft (geleneksel ve samimi bağlı toplum) ve Gesellschaft (resmi ve sınırlı bağlı toplum) kategorilemesinin karşıtlıklarını sunar.

Bay Hulot eski şehir diye tabir edebileceğimiz geleneksel yaşamın süregeldiği bir mekânda yaşamaktadır. Kendi içerisinde bir dinamizme sahip eski şehirdeki yaşama, karmaşanın içerisindeki uyum hâkimdir. Bay Hulot’nun yaşadığı apartmandan başlayarak bitişik nizamlı apartman dizisi belli bir biçimsellik olmaksızın, gelişigüzel birbirine eklemlenerek, plansız çoğalmış bir görünümdedir. Çok haneli bu yaşam alanında merdivenleri kullandığınız her seferde pek çok komşuya rastlamak kaçınılmazdır. Komşular arası mahremiyet daire kapınızın ötesinde sona ermektedir. İnsanlar ev yaşamı dışında mahalle meydanında, kapı önlerinde gün boyu diyalog halindedir. Mahalle meydanı bir rastlaşma, selamlaşma, alışveriş yapma alanıdır. Mahalle; esnafı, ressamı, sokak satıcıları, çöpleri toplamaktan daha başka pek çok şeye hakim olan çöpçüsü, muzır genç kızı ile onun deli doluluklarını frenleyen yaşlı hanımı, gün boyu sokaklarda haşarılık peşinde koşan oğlan çocukları ile kendine has bir dinamizme sahiptir. İnsanlar özel günler haricinde bakımlı ve şık giyinmek zorunluluğu olmaksızın ev haliyle kapı önüne, meydana çıkabilmektedir. En basit bir alışverişte dahi ikili anlaşmazlıklar oluşabilmekte, o esnada rastlanılan meraklı üçüncü bir kişi tarafından ortam çabucak yatıştırılabilmektedir. Geleneksel yaşamda bireyler arası çizilmiş kesin sınırlar bulunmamaktadır. Tati eski şehirde evlerin dış cephelerini, balkonları, panjurları farklı formlarda ve renklerde resmederek çok renkliliğe vurgu yapar.

Öte yandan modern şehirdeki Gerard’ın yaşam alanına betonarme yapının soluk gri formu hakimdir. Konutlar yalnızca bahçe yönünde bitişik nizamlı, bahçe duvarları komşuların birbirinin hanesini göremeyeceği yükseklikte dizayn edilmiştir. Bahçe kapısı yine dışarıdan gelen kişinin içeriyi göremeyeceği şekilde yüksek ve gri soluk çelik yapıdadır. Bahçe peyzajı kusursuz, yürüme alanı dolambaçlı ve keskin hatlarla peyzaj süslemesinden, havuz ve fıskiyeden ayrılmış haldedir. Yalnızca misafirler için kullanılan fıskiyeyi film boyu bir güldürü unsuru olarak izleyene musallat eden Tati, bahçede verilen parti sırasında fıskiyenin bozulmasıyla suni bir karmaşa resmeder. Modern insanın gösteriş budalası hallerine dikkat çekerek misafirleri sinir bozucu derecede bir gülünçlükle tüm peyzaj alanında adeta raks ettirir. Modern birey aile içi kapalı yaşamı, konfor alanı sınırlı geleneksel yaşama yeğlemektedir. Modern yaşam; evlilikte iş bölümü doğrultusunda erkeği düzenli bir iş sahibi, yeterinden fazla para kazanarak yaşam standartlarını her gün arttırmakla sorumlu -tüketim toplumu bireyi olmak ve modern yaşamın yeniliklerini takip edebilmek bunu gerektirir- kadını ise modern dizayn edilmiş evinde eşinin ona sağladığı imkanlar dahilinde eşi ve çocuğuyla mutlu halde, gün boyu bakımlı -uyandığı haliyle de gün içerisinde mutfakta geçirdiği haliyle de- evinde hijyen koşullarını mümkün olduğunca üst seviyede sağlamakla mükellef, modern yaşamın gerekliliği olan görgü ve adap kurallarını eğitici rolde karakterize eder. Tati’nin eleştirel gözünden modern çiftler evlilik yıldönümü gibi özel günleri es geçmemekte, eşler birbirine yaşamı kolaylaştıracak teknolojik hediyeler alıp vermekte ve şık bir akşam yemeğinde hiç sohbet etmeksizin nice yıllara erişebilmeyi dilemektedir.  Modern evde her eylem için dizayn edilmiş belirli bir alan mevcuttur; yemek yeme, kahve içme eylemleri farklı alanlarda tadına varılarak gerçekleştirilmekte, özel tasarım koltuklarda televizyon seyrederek mutlu olunmaktadır. Bu tip modern aile yapısında çocuk ise en az ebevenyi kadar şık ve bakımlı olmalı, ev hayatında temel yaşam ve hijyen kurallarına bir yetişkin kadar hassasiyet göstermelidir. Gerard’ın dünyasından bakacak olursak bu kalemle çizilmiş derecede keskin hatlara sahip modern yaşamın hiç de eğlenceli bir yanı bulunmamaktadır. Eğlenceli ve aynı zamanda çocuk dünyasının gelişimine katkı sağlayacak oranda çekici olan asıl yaşam, duvarın öteki tarafındaki dayısı Bay Hulot’nun yaşadığı geleneksel kent mekanındadır.

Gerard’ın modern düzende keşfetmeye, eğlenmeye dolayısıyla kirlenmeye hakkı yoktur. Bir çocuk gibi değil yetişkin tarzında giyinir, bir yetişkin gibi oturup kalkması beklenir. Çocukluğunu yaşayabileceği dayısının dünyasına kaçtığı her seferinden eve dönüşünde kırklanıp, kusursuzca taranmış saçlarıyla modern çocuk formuna geri döndürülür. Gerard’ın bu hali filmin geçtiği 50’lerden yıllar sonra 2000’lere gelindiğinde, tüketim toplumuna sunulacak“kirlenmek güzeldir” mottosunu akıllara getirir. Üstü başı çamur içerisinde gülüp eğlenen çocuklar imajıyla hafızada yer eden deterjan reklamları modern ebeveyne pirüpak çocukluğun biraz kirlenmeye müsade etmekten zarara uğramayacağı yönünde yeni bir “öğreti” sunar. Geleneksel yaşamın devam ettiği eski şehirde çocuklar için her şey bir oyun ve eğlence vesilesidir. Eski şehirdeki çocukların büyükler üzerinden eğlenme yöntemi Gerard’ın dünyasına oldukça uzaktır. Oğlan çocukları çetesi mahallede sokaktan gelip geçen insanlar üzerinden bir oyun türetir; sindikleri bir paravan arkasında ıslık çalarak yoldan geçenlerin dikkatini dağıtıp sokak direğine çarpmaları üzerine bahse girerler. Filmin son sahnelerinde Gerard’ın babasının, Bay Hulot’yla haberleşmek üzere gayriihtiyari ıslık çaldığı anda yoldan geçen bir adamın dikkatinin dağılarak elektirk direğine çarpması Gerard’ın oyunu anımsayarak eğlenmesine sebep olur. Film boyu ebeveyniyle duygusal iletişimde bulunmayan Gerard ilk defa babasının elini tutar.

Modern şehirlerin oluşumuyla beraber yaşayan, dinamizm sahibi bir olgu olarak şehirler; eski-tarihi şehir ve yeni şehir şeklinde ayrışmaktadır. Modern şehrin kendini inşa etmesiyle beraber eski şehirler kentin orta yerindeki nesne haline gelmiştir. Dayım filmi bu dönüşümün kaçınılmazlığını, romantize edilen geleneksel yaşam ile konfor alanından taviz verilmeyen modern yaşamın akıllara ziyan hallerini karşılaştırarak anlatır. Jacques Tati modern dünyayı anlamlandıramama noktasında Bay Hulot’yu yeğeni Gerard’la aynı cephede konumlandırır. Türlü saflık ve sakarlıklarıyla Hulot tiplemesini modern yaşamın ironik faydacılığına, konformistliğine hicivsel bir eleştiri vesilesi kılar. Teknolojinin gelişmesiyle beraber kent yaşamını etkisi altına alan modern konfor alanlarına uyum sağlayamayan eski şehrin sakini, geleneksel yaşamı temsil eden Bay Hulot’nun yerinin artık taşra olduğunu biraderinin ağzından izleyene duyurur. Film önünde jenerik, inşaası halen devam eden modern şehirde bir şantiye sahasında akmaktadır. Filmin sonu ise eski şehirdeki yıkımların gerçekleştiği yine bir şantiye alanının görüntüsüyle nihayet bulur. Tati’nin eleştirel kadrajı modern şehirde devam eden yapılaşmayla beraber eski şehrin “dönüşümüne” yavaştan sıranın geldiğine odaklanır.

 

 

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

4  +  6  =  

Başa dön tuşu