REJİ'DENSİNEMAYA DAİR

Dilsiz Filmine Dair Notlar – 2: Görüntü Yönetmeni Ararken

(Yazı, Dilsiz filmi için görüntü yönetmeni arayışının yoğunlaştığı bir zaman diliminde kaleme alınmıştır.)

Bir sahnede bir planın filmin duygusuna uygun seçimi subjektif bir nitelik taşıyor. Mesela yakın plan gerekli diyelim; bunu belirlerken birçok seçeneğe sahibiz. Şüphesiz kameranın yeri konusunda yönetmenin subjektif kararı film için objektif bir hüviyet taşıyor; yanlış bile olsa.

Aslında öncesinde daha mühim bir aşama var. Filmin bütününe yayılan, “filmin duygusu” tabiriyle genelleştirilebilecek kısmı. Filmin duygusunun hâkim olduğu yahut doğduğu zemine filmin dili denebilir. Bu dilin görüntüye gelişi, şairin kelimelerini yerleştirme ameliyesine çok benziyor. Aşikâr ki burada duygu bakımından doğru yerleştirilmesi gereken planların nasıl bir rabıtayla birbirine bağlanacağı da belirleniyor.

Mesela müzayede sahnesinde (Eşref’in otele geldiği sahnede) çözülmesi gerekli bir tezat var: Eşref olmaması gereken bir yerde mekânın sahibi gibi davranıyor. Bu tezat bizi kameranın yeri konusunda sonsuz seçenekle baş başa bırakıyor. Öncelikli soru şu: Dilsiz filminin bütününe hâkim olan dil (film duygusu) nedir? Bunun cevabı sahnenin sahicilik adına sahip olması gereken duyguda saklı değil. Çünkü benzer bir duygu başka bir filmde de varlık gösterebilir. Bu filmi özel kılanın mevcut sahnedeki duyguya yansıması nedir?

 

Filmin tipiklikten çıkıp bir dünyanın (yönetmenin dünyasının) hususi tasavvuruna dönüşümü tam da burada başlıyor olmalı.

Filmde iki duygu var. Birincisi filmin bütününe hâkim olan ve yönetmenin anlam dünyasını yansıtan kaçınılmaz biricik duygu. İkincisi, ilk duygunun güdümünde, güzel olandan ziyade doğru olanın peşinde, sahnenin ilk katmanında yaşayan (gözün rahatlıkla takip edebildiği yalnızlık, heyecan, korku gibi) mevcut hissi sahici bir şekilde yakalayan duygu.

Oteldeki sahneye dönersek soru şu şekilde yinelenebilir: Filmin esas duygusuna hizmet eden temel görsel tercihler (kamera hareketleri, objektif seçimleri, ışık tercihleri vb.) nedir? Bu soruya doğru cevap verilebildiği takdirde ikinci soru gündeme geliyor: Sahnenin taşıması gereken duyguyu anlatan doğru görsel çözümleme nedir? Yani Eşref’in içinde bulunduğu tezadı dile getirirken oyunculuğunu ve çevresindeki bütün aksiyonları dikkate alacak şekilde temel seçimler (kamera hareketi, objektif seçimi, ışık tercihi vb.) nasıl yönlendirilebilir? Filmin kendine mahsus bir dil inşası bu iki soruya verilecek tutarlı cevapta saklı olmalı.

Muhtemelen film duygusunun ilk ve en büyük nüvesi senaryoda atılıyor. Dolayısıyla senaryonun bizzat kendisi bu duygunun kaynağı. Şairin kelimelerinin dizilmeye başladığı yer senaryo. Görüntü ve diğer kısımlarda ise dizilim süreci hitama erdiriliyor.

İlk duyguyu ahlâki tercihler ve anlam değer dünyası, ikinci duyguyu doğru yanlış tercihleri belirliyor. İlk duygu örneğin cami mi kilise mi inşa edeceğimizi belirliyor. İkinci duygu hangisine karar verdiysek onu doğru (doğrunun içinde güzel de doğuyor) inşa edip etmeyeceğimizi belirliyor. İlk duygu sınırları, ikinci duygu sınırlar içindeki tercihleri belirliyor. 

İyi bir görüntü yönetmeni, sanıyorum yönetmenin arzuladığı film duygusunu sezebildiği takdirde sanatını maharetle icra edebiliyor. Diğer türlü görüntü yönetmeninin bütün teklif ve tercihleri büyük bir boşlukta sallanmaya mahkûm gibi.

Peki Dilsiz için doğru görüntü yönetmenini bulabilecek miyiz? Cevabı hâlâ merak konusu…

Not: Metni kaleme aldıktan bir müddet sonra Andreas Sinanos Bey’le görüşüp film için el sıkıştık. Andreas Bey bu film için doğru bir görüntü yönetmeniydi. İlk önce beni ve ne istediğimi anlamaya çalıştı. Akabinde filmin ana duygusunu kavradı. Bu doğrultuda yaptığı hiçbir teklif ve tercih boşluğa asılıp kalmadı.

 

Murat Pay’ın, “Dilsiz Filmine Dair Notlar – 1: Görsel Çözümleme” başlıklı yazısını okumak için tıklayınız.

(Bu yazı ilk olarak tsa.org.tr’da yayınlanmıştır.)

Murat PAY

1981'de İzmir'de doğdu. Marmara Üniversitesi Radyo TV Sinema Bölümü'nden mezun olduktan sonra yüksek lisansını "Gölge Oyunu Karagöz ve Sinema" adlı teziyle bitirdi. Kısa filmleri, belgeselleri ve Maşuk'un Nefesi (2014), Miraciyye: Saklı Miras (2017) ve Dilsiz (2019) uzun metraj çalışmaları pek çok ulusal ve uluslararası film festivalinde gösterildi ve ödüller aldı. Hâlen sinemayla ilgili teorik ve pratik çalışmalarına devam etmektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  +  17  =  25

Başa dön tuşu