FİLM

Geçmişin İzlenimine Tanıklık – El Sur (Güney)

Victor Erice’nin 57 yıllık sinema kariyerinde sadece 3 uzun metrajı bulunmaktadır. Erice, bu kadar az film çekmesinin ana sebebinin, maddi destek bulamaması olduğunu ifade eder. Bunun yanında, birçok kısa metrajla birlikte sinema üzerine yazılar da kaleme almıştır. 1983 yılında çektiği El Sur ise sinema tarihinde önemli bir yere sahiptir.

Film tamamıyla, kadraj dışında kalan dünyaya ve hatıralarda kalan çocukluk imgesine doğru yapılan bir yolculuğa tanıklık etmektedir.

Filmde, çocukluk ve gençlik dönemine flashback ile dönülen ve aynı zamanda anlatıcı (dış ses) olan Estrella’nın babası ile doğrudan kuramadığı ilişkisi anlatılır. Filmin farklı zamanlarda/katmanlarda aktarılması, nihai hissiyatın ortaya çıkmasını kuvvetlendirir.

Estrella’nın babasına olan hayranlığı ve onun dünyasına girme çabası, hatırladığı imgeler etrafında gerçekleşse dezaman ilerledikçe bu süreç bir değişime uğrar.

Babası Agustin’in özel yetenekleri gibi görülen unsurlara ve geçmişi ile yaşadığı hesaplaşmaya tanık olmamıza rağmen, yönetmenin “tanımlamadığı baba figürü” seyircilerin gözünde babaya değil kızı Estrella’ya olan yakınlaşmasına katkı sağlar.

Agustin’in kendi babasıyla yaşadığı siyasi tartışmalar sonucunda çocukluğunu geçirdiği Güney’den ayrılır ve bir daha oraya ayak basmaz. Bu durum kızı Estrella’nın zihninde bir Güney merakının oluşmasına sebep olur. Evlerine gelen büyükannesi ve Milagrosun’un anlattıkları ile zihninde bir Güney imgesi yaratır.

 Film iki ana karakter olan baba ile kızın sahici olmayan ilişkilerinve zamanın ilerlemesiyle birbirlerinden kopuşlarını konu edinir. Finaldeyse etkileyici bir sonla izleyiciye “gösterilmeyen cennete” gidiş yer alır.

Filmdeki gösterme ve tasvir etme ilişkisinden söz edilecek olursa; film kadraj içinde Estrella’yı görmemiz ile açılır. Kadrajın dışında kalan kısımda diyaloglar ile şahit olduğumuz alanda, babası Agustin’in evden gittiğini anlarız. Estrella’nın kadrajın dışında babasının gidişine ve belki de babasını bir daha göremeyecek olmasına tanık oluruz. Gösterilmeyen bu aksiyonun karakterde yarattığı etki, yönetmenin kadrajın içi kadar kadrajın dışını da filme dâhil etmesi ile oluşur.

Filmin son sahnelerinden birinde, Estrella ile babasının beraber yemek yediklerini görürüz. Kadrajın dışında kalan seslerini duyduğumuz düğünde çalan bir şarkı ile babanın zihninde oluşturduğu olgu ortaya çıkar.

Filmin birçok sahnesinde bu kadraj dışında yaşanan hayat ve o hayatın karakterlere etkisini hissederiz. Estrella’nın sevgilisi, El Carioco’nun ve Agustin’e mektup yazan Laura’nın sadece sesini duymamız ve filmin ismini oluşturan yerin sadece diyaloglarda geçmesi gibi örnekler film boyunca varlıklarını hissettir.

Kadraj dışında kalan olaylar, diyaloglar, nesneler ve karakterleri Erice’nin kadrajın içine dahil etmesi, filmin biçimini oluşturmakla birlikte karakterlerin hallerine de yansımaktadır. Erice, sadece kadrajın içinde yaşanılan dünyayı değil gösterilmeyeni hissettirmesiyle, sinemada gösterme ve tasvir etmenin yüzeyselliğine bir derinlik kazandırmıştır.

Tahir ALTUNTAŞ

1998 yılında Tokat’ta doğdu. İstanbul Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde okuyor. Sinemanın imkânları üzerine düşünmeye çalışıyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  +  50  =  59

Başa dön tuşu