FİLM

Ne Aradığını Bilemezsin

“Ne kadar yersen ye, ne kadar alırsan al içindeki

o derin boşluğu asla ama asla dolduramazsın…”

İnsan aceleci bir varlık. İstediklerinin hemen olmasını dilediği için kendisini zorladığı yetmezmiş gibi bir de etrafındakileri, aslında her şeyi zorlayabiliyor. Bir isteğinin yerine gelmesi, onun arkasında bekleyen diğer şeylerin de hemen gerçekleşmesi dileğini doğuruyor. İstemek, istemek, istemek. Daha çok istemek insanda doyumsuzluk haline neden olabiliyor. Doyumsuzluk, açgözlülüğü peşi sıra getiriyor.

Yönetmenliğini Job, Joris & Marieke’nin yaptığı A Single Life (2015) kısa animasyon filmini, açgözlülük konusu üzerinden değerlendirmeye çalışmadan önce filmin özeti şöyle verebilir: Görünürde filmin kahramanı Pia’nın zaman içinde seyahat etmesi izleniyor. Eğlenceli müziğin eşlik ettiği film, Pia’nın gizemli bir single’ı (müzik parçası) oynattıktan sonra aniden yaşadığı zaman geçişlerini, farklı yaşlarda hayatını nasıl ve ne şekilde sürdürdüğünün hikâyesini anlatıyor. Filim zaman sıçraması üzerinden ilerlediği için bu yönü üzerinde durulabilirdi. Ama anlatının zeminindeki bir insanın hali üzerine eğilmek filmin mahiyetini daha iyi ifade edebilir. Bahsedilecek olan insan/lık hali; açgözlülük.

Açgözlülük; insanın hiçbir zaman elinde bulunanla yetinememesi, her zaman en iyisine, en yükseğine erişmeye çalışması ve kimi zaman farkında olarak ya da olmayarak kendisini ve diğer insanları hiçe saymasıdır. Açgözlülük, doyumsuz bir zaaf olduğu için insanın etrafındakilere zarar vermesine neden olur. İnsan bu haksızlığı yaptığının nasıl farkında olabilir? Daha özele indirgenirse açgözlü bir insan kendisine zarar verebilir mi? Açgözlülük hırs temelli bir duygu olduğu için insan kendisiyle bile yarışır. Kendisini korumak, eğlendirmek için yaptığı hamleler yapıcı sonuçlar verir gibi görünse de aslında bu durum aldatmaca olabilir. Aldatmaca demişken hemen Pia’ya bakılsın. Kapısına bırakılan single’ı pikapta çalıştıran Pia, müziğin kendisini o andaki zamanın öncesine ve sonrasına götürdüğünü fark ediyor. Bu durum ona bir oyun gibi geliyor ve çocukluk, gençlik, orta yaş, yaşlılık dönemleri arasında sıçramalar yapıyor. Eğlencenin büyüsüne kapılan Pia, kendi iradesi ile kontrol edemediği durumun getirilerinden habersiz. Pia’nın özellikle gelecek hayatından çok fazla şey görmek istediğine tanık olunuyor. İzleyici, Pia’nın kucağına bebek aldığı sahne ile onun zor durumlardan kaçmayı ve geleceğinin eğlenceli yanı ile ilgilenmek istediğini fark ediyor. Ama zamanda ileri gidişleri ve geri gelişleri onu hayatının en zor dönemlerine taşıyor. Yaşlıdır, ayağı kırıktır ve tekerlekli sandalyededir. Daha da yaşlıdır ve yürüme bastonu ile hareket ediyordur. Sonra… Sonrasına gelmeden önce bu anlatının açgözlülükle ilişkisi biraz daha ayrıntılandırılabilir.

Açgözlülük biraz iradesizlikle alakalı, bu noktada yemek ve içmek durumlarında insanın kendisine mukayyet olamaması akla gelebilir. İnsanın aşırı yeme ve içmeden uzak duramaması bir nevi akli fonksiyonlarına tam mukayyet olamamasından kaynaklanıyor ve akıl gücü ortadan kalktığında da her zaman bilinçli davranamayabiliyor. Bu durumda insan elindekileri yitirebiliyor. Mesela Pia genç iken orta yaşlı oldu, sonra yaşlı oldu. Çocukluğuna gitti ama onun getirdiği zorluklarla uğraşmak istemedi, hemen sonrasını merak etti. Zamanlar ötesine gitti ve sonrayı yaşadı. Sonra ömrü bitti. Hayatını normal seyrinde değil de hızlandırılmış bir şekilde yaşamayı tercih etti. Zaman sıçraması yaparken hayatında nerelere gidip geleceğini, her an ölebileceğini akıl edemediği için ömrünü bitirdi. Çünkü insan. İnsanın gözleri midesinden, arzuları ihtiyaçlarından daha büyük. Açgözlülük de insan gibi büyüyor ve gelişiyor. Açgözlülük sürekli büyüyerek bir ideali kovalıyor, insanı tanrısallık peşine sürüklüyor. Çünkü insan en iyi ve en mükemmel olmak gayesi ile yaşıyor.

Açgözlülük etkisinde kalan insanlar hiçbir zaman içsel huzura eremediği gibi Pia da buna ulaşamıyor. Gelecekte ne olacağım duygusu içini kemiriyor ve onun sürekli harekete geçmesine neden oluyor. Bir zaman sonra, bir zaman sonra daha derken ömrü bitiyor da haberi olmuyor. Ömrünün gençlik evresindeyken birden sonuna geliyor ve arada geçen onca yılda yaşadıkları hakkında bilgisi olmuyor. Pia’nın açzgözlülüğünün zararı kendisine dokunuyor. Oysa yaşanıp da hissedilecek ne çok duygular, duyulacak pek çok güzel sözler ve bakılacak ne hoş gözler var. Ama insan yemekle, tüketmekle doymayı bilmez bir varlık olarak gerçekten ne aradığını bilemeyebiliyor. Sona gelmişken özet mahiyetine Amerikalı yazar John Perkins’den bir alıntı:

“Bu kadar açgözlü ve bencil olmayı bırakın! Dünyada sizin kocaman evlerinizden ve gösterişli mağazalarınızdan daha başka şeyler de olduğunun farkına varın. İnsanlar açken, siz arabalarınızın benzini için üzülüyorsunuz. Bebekler susuzluktan ölürken, siz son modeller için moda dergilerini karıştırıyorsunuz. Kulaklarınızı size bunu söylemeye çalışanların seslerine tıkayıp, onları radikal olarak damgalıyorsunuz. Yoksulları ve ezilmişleri daha fazla yoksulluk ve esarete itmek yerine onlara kalbinizi açmalısınız.” [1]

[1] John Perkins, Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları, April Yayıncılık, s. 81.

Betül SEZGİN

Denizli doğumlu. Öyküleri Post Öykü, Muhayyel, Türk Edebiyatı ve Mahalle Mektebi dergilerinde yayınlandı. Kitap ve film değerlendirmeleri, muhtelif yazıları ve yaptığı röportajlar çeşitli yayınlarda ve sitelerde yer aldı. Eğitimine İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü Doktora Programı’nda devam ediyor.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5  +  3  =  

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu