FİLM

Korkarken

Tin Toy (1988)  hakkında:

Filmde bir bebek ve bir oyuncak başrolü oynuyor. Tinny, hareket ettikçe davulu ve bando zili çalabilen mekanik bir oyuncak. Billy ise emekleyen, yeni yeni yürümeye başladığı anlaşılan, yüzünde korkutucu çizgiler ve bakışlar olan erkek bir bebek. Tinny, bebeği görünce önce heyecanlanıyor çünkü oyuncak olma görevini yerine getirebileceği bir bebekle karşı karşıya. Ta ki bebeğin rock-a-stack adı verilen renkli halka ve boncuk çelenk oyuncaklarını oynarken ısırarak zarar verdiğini görene kadar. Bebeğin oyuncaklarına zarar verici yaklaşımı Tinny’i korkutuyor ve bebeğin kendisiyle oynama ihtimalinden endişe etmesine neden oluyor. Oyuncak önce yavaş yavaş bebekten uzaklaşmaya çalışıyor fakat attığı her adımda davulundan ve elindeki zilden ses gelmeye başlıyor. Adımları hızlandıkça da kendisinden çıkan ses yükseliyor ve bebeğin dikkatini çekiyor. Bebeğin kendisine yaklaşmasıyla kaçış adımlarını hızlandıran oyuncak birden kendisini kutusunda buluyor. Bebeğin yakalamasına ramak kala kutudan çıkmayı başarıyor ve odadaki kanepenin altına saklanıyor. Karşı karşıya kaldığı manzara ise korkunç: titreyerek bekleyen yüzleri sevimli bir sürü oyuncak. Tinny diğer oyuncakların korkulu gözleriyle bakışıyor ve bir “tak”, sonra da ağlama sesi. Oyuncakların bakışları yüzüstü düşen bebeğe çevriliyor. Herkes bebeğin yanına gitme hususunda çekimserken vicdanlı Tinny, Billy’nin ağlama sesine dayanamıyor. Bebeğin korkutucu sesi, ağlamaktan salya sümük olmuş yüzü ile karşılaşmak için korunaklı barınaktan, yani kanepe altından dışarı çıkıyor. Tatlı tatlı enstrümanlarını çalarken bebeğin acımasızlığı okunabilen gözleri ile bakışıyor ve kendini onun elinde buluyor. Bebek bu bakışlarıyla “ağlama sesime dayanamayacak ve bana gelecektin, bunu biliyorum” der gibidir. Ama Tinny’le fazla oyalanmıyor, oyunu ben kazandım dercesine onu elinden bırakıyor ve oyuncağın kutusuyla, daha sonra da kutunun ambalajı ile oynamaya başlıyor. Tinny şaşırıyor tabii, bebeğin dikkatini çekmek için hamlelerde bulunuyor ama nafile. Bebek artık başka bir şeyle oyalanıyor.

Kısa film hakkındaki bu özette yer alan italik kelime üzerinden ilerlenirse;

Bir bakış açısı olarak korku:

Öncelikle korku hakkında genel bir şeyler söylenirse şu ifadelere yer verilebilir: Korkunun insanın içinde bulunduğu duruma karşı değil, bu durum için geliştirdiği bir tepki olduğu belirtilebilir. İnsanın korkunun üstesinden gelebilmesi için kontrolün kendisinde olduğunu fark etmesi ve korkuyu doğuran düşüncenin sahihliğini sorgulaması gerekir. Korkulan şeyle yüzleşmek hem bireyin kendine olan güvenini artırır hem de yeni beceriler geliştirmesini sağlar. İnsan korkuya neden olan olay ve durumlardan uzak kalma gayretindeyken kendi hareketlerini kısıtlar. Bu da insanın günlük rutinlerinin sekteye uğramasına, besleyebileceği olumlu ve güzel davranış ile duyguların yok olmasına neden olur.

Korkuyu kısa film ile bağlarsak; bebek daha odaya girer girmez korkutucu bir yüzü olduğu fark ediliyor. Bebekliğin verdiği sevimlilikten uzak bir yüzünün olması belki yapımcıların teknik bir uygulaması belki de seyirciye verilmek istenen mesajlardan birinin parçası. Çünkü bebeğin verdiği zarardan ve yıkıcı davranışlarından kaçan bir sürü oyuncak bir yanda Tinny bir yanda. Tinny dışında kanepe altında saklanan oyuncaklardan hiçbiri Billy ile tekrar karşılaşma cesaretinde bulunmamış ya da bildikleri bir şey var gibi. Tinny dışında bebek düştüğünde ağlamasına kanıp da onu susturmak için yanına gitme hamlesinde bulunan olmuyor çünkü. Tinny diğer oyuncaklara sırtını dönüp bebeğin yanına gittiğinde onlardaki titremenin arttığı çok rahat görülebiliyor. Bu durum işin içinde bir iş var hissini doğuruyor, ki yeni bir durum da doğuyor zaten. Bebek, oyuncağı eline alır almaz gözlerindeki acımasız bakış ve sivrilen dudak çizgileri ondaki vahşiliği gösteriyor. Diğer oyuncakların bebek ağladığında harekete geçmemelerinin nedeni daha önce tecrübe ettikleri bu vahşilik olabilir.

Bunun dışında kısa filmde dikkat çeken bir diğer nokta ise bebeğin ebeveyn gözetiminde olmaması. Bebeğin düşmesi ve ağlamasıyla çıkan seslere karşı kayıtsız ebeveynlerin olduğunu düşünüyor izleyici. Asıl korkutucu olan nokta bu gibi görünüyor çünkü bir ihmal söz konusu. Eğer bir ihmal söz konusuyla bebeğin oyuncaklarına karşı olan vahşi davranış durumu açıklık kazanıyor. Ya da bunların hepsi bir kurgu, filmi kurgulayanların asıl amacı 1988 yılında teknik yenilikleri denemek amacıyla bu animasyon film için çalışma gayretinde bulundukları gerçeği olabilir.

Bir bakış açısı olarak metnin korku kısmında geçen italik kelime, yani “teknik” üzerinden kısa filme yaklaşılmaya çalışılırsa:

1988 yapımı olan Tin Toy, Pixar’ın en eski animasyon filmlerinden biri olarak bilinir. Pixar Animation Studios’un ürettiği tescilli fotogerçekçi 3B oluşturma yazılımı RenderMan’ın bir yazılım testi olan film, kurgu ekibine aslında teknik yönden zorluklar getirir. Bebek Billy’i gerçekçi bir şekilde canlandırmak isteyen şirketin animatörleri ve yaratıcıları, bilgisayar animasyonunda ilk kez gerçekçi bir denemede bulundu çünkü. Bu zorluğun içinden tam olarak çıkamayan ekibin başarısızlığı; bebeğin yüzünde oluşturmak istedikleri korkutucu ifadeyi istedikleri gibi gerçekçi yansıtamamaları. Fakat bu animasyon denemesinin hakkı yenmemeli. Bu filmden sonra Pixar ekibi piyasaya Oyuncak Hikayesi (1995) ve diğer animasyon filmlerini sundu.

Betül SEZGİN

Denizli doğumlu. Öyküleri Post Öykü, Muhayyel, Türk Edebiyatı ve Mahalle Mektebi dergilerinde yayınlandı. Kitap ve film değerlendirmeleri, muhtelif yazıları ve yaptığı röportajlar çeşitli yayınlarda ve sitelerde yer aldı. Eğitimine İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü Doktora Programı’nda devam ediyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15  +    =  25

Bunlar da ilginizi çekebilir:
Kapalı
Başa dön tuşu