FİLM

Yok Sayılan Masumiyet

Gece çöktüğünde

Ve toprak karardığında

Ve Ay görebildiğimiz tek ışık olduğunda

Hayır, korkmayacağım, korkmayacağım

Sadece kaldığın sürece, benimle kal

(Ben E. King – Stand By Me)

Ergenlik dönemi… İnsanın, birey olma çabasının baskın olmasına bağlı olarak kendini keşfetmenin, ilgi ve saygı görme isteğinin ön planda olduğu bir dönem. Cesareti özgüvenle ilişkilendirsek de bu yaşların baskın duygu, yönelim ve ihtiyaçları neticesinde bu yaşlarda cesaret için özgüvene pek gerek kalmaz. Ancak ailede güven ve özgüveni sağlanamamış çocuklarda cesaret çoğunlukla gözü kara bir hal alabilir. Hatta bu bir kişilik özelliği olarak tepkiselliğin de rengine boyanarak ilerleyen yaşlarda da devam edebilir. Stand By Me (1986), bu anlamıyla insanın ergenlik çağına ve yanı sıra aile, toplum ve taşraya dair psikososyal okumalara imkân tanıyan bir yapım.

Filmde çocukların sığındıkları yerin bir ağaç ev olmasının derin bir anlamı var.

Yönetmen Rob Reiner, Stand By Me çekimlerinde.

 Zira ağaç, “kök” çağrışımıyla; ev ise “sığınma” çağrışımıyla bu derinliğe sahip. Ailelerinin köklerinin ve evlerinin onlara veremediği sırdaşlığı, neşeyi, özgürlüğü ve en önemlisi güveni onlara sağlayan bu ağaç ev tıpkı samimi dostlukları gibi onları koruyup kolluyor.

Yok sayılarak psikolojik şiddete ve aynı zamanda fiziksel şiddete maruz kalan bu çocuklar kendi yaşlarındaki bir çocuğun cesedini bulma macerasına atılırken niyetleri görülmek hatta kahraman olmak suretiyle, unutulmayacak kadar çok görülmektir. Bu birkaç günlük “yolculuk” belki de hayat yolculuklarında son fark edilmeyişleri, son görmezden gelinişleri olacaktır. İlerleyen sahnelerde anlayacağımız üzere kasabanın gençlerinin de niyetinin aynı olması, onların da tıpkı cesedi bulmaya giderken olduğu gibi hayatlarında da bu küçük çocuklarla aynı yollardan geçtiğini gösterir. Yine bu gençlerle ilgili başka bir sahnede içlerinden birinin tomruk dolu kamyonu yoldan çıkardıktan sonra “Kazandım!” demesi de buna işaret ediyor. Ayrıca bu kamyonun üzerine sürerken ölümü göze alması kaybedecek bir şeyi olmadığını, bu gençlerin hayatla bağlarının ne kadar zayıf olduğunu gösteriyor.

Yolculuk

Filmde karakter ve hikâye gelişimi biçim ve içerik olarak birkaç etkili sahnede izleyiciye aktarılmıştır.

Rayların olduğu köprüyü tren tehlikesini de atlatarak geçebilmeleri, hayatlarının bir bölümünü geçtiklerine ve en fazla biraz çığlık ve biraz toz ile bu zamanları da atlatacaklarına işaret eder. Vern’in yemeğe düşkün olmasına rağmen yanına yiyecek almayı unutması ve kendi ihtiyacı olmamasına rağmen arkadaşları için belki televizyona çıkarız diye, yanına tarak almış olması bizi güldürürken düşündürür. Görülme ihtiyacına da dostluklarının samimiyetine de hoş bir vurgu. Köprüden geçerken o tarağı düşürmesi ise bize önemli olanın görülmek değil bu yolculuk olduğunu imler.

Çocukların ormanda ağaçların arasında yürüdüğü görsel olarak da güçlü sahnede ağaçları da çocukları da siluet halinde görürüz. Kadraj planlaması ve renk kontrastı sayesinde görsel anlamda da iyi ve güzel olan bu sahne onların eski hallerinin bu yürüyüşlerinden sonra artık bir siluet olacağını haber verir gibidir. Gordie’nin filmin başında “Bu kasabada 1281 kişi yaşardı ama bana göre kocaman bir dünyaydı.” deyip sonunda ise “Gideli sadece iki gün olmuştu ama kasaba daha farklı görünüyordu, daha küçük.” demesi de bunu gösterecek.

Baba, Aile ve Çevrenin Belirleyici Rolü

Filmin başında Gordie bize arkadaşlarını tanıtırken Chris hakkında söylediği, ailesi nedeniyle herkesin hatta kendisinin bile onun kötü yola düşeceğine inanıyor olması kişilik oluşumunda ailenin yanı sıra çevrenin rolüne ve sorumluluğuna vurgu yapıyor. Chris’in aslında son derece duygusal, örneğini görmemiş olsa da sorumluluk sahibi, kendisine hiç yapılmamış olsa da koruyup kollayıcı ve destek olucu bir çocuk olduğuna film boyunca şahit oluruz. 

Okuldaki sütün çalınması konusundaki diyaloglarında Chris’in “Kimse bana sormadı bile. Zaten aksini söylesem de kimse inanmazdı. Üst tabakadan biri olsa böyle mi olurdu?” demesi filmin toplum eleştirisini öne çıkardığı sahnelerden biri olarak karşımıza çıkar. 

Psikolojinin ne kadar etkili olduğunu yaşayarak öğrenmiştir Chris. Mesela Gordie ile yarıştıkları sahnede ondan önde başlamasına rağmen psikolojik baskı yaparak Gordie’yi geride bırakır. Gordie, “Tuhaf mıyım?” dediğinde, “Evet ama ne olmuş, herkes tuhaf.” demesi de Chris’in insana dair önemli bir çıkarımıdır.

Baba figürüyle ilgili vurgu yapılan sahnelerden öne çıkanlarından biri de daha önce rüyasında abisinin defnedildiği sahneyi gören ve rüyasında ona “Onun yerinde sen olmalıydın.” diyen babasıyla ilgili olarak Chris ile dertleşirken ona “Danny ne diye öldü? Keşke ben ölseydim. Ben iyi biri değilim. Babam öyle söyledi.” dediği sahnedir.

Hurdacının Teddy’nin tımarhanedeki babasıyla ve oradan yola çıkarak Teddy ile dalga geçmesi yine bir toplum eleştirisi olarak okunabilir. Aynı sahnede Teddy’nin, kendisine şiddet uygulamış olan babasını onun bir asker olduğunu söyleyerek savunması, asker kıyafet ve kolyesiyle gezmesi, ormanda ilk nöbeti tutmak istemesi, nöbet esnasında kendi kendine asker gibi konuşması bir çocuğun baba figürüne kaçınılmaz ihtiyacının işaretleridir. Teddy’nin, kişiliğinin bir parçası olan babasını iyi hatırlamaya ihtiyacı vardır, herkes gibi.

Kasabanın gençlerinin ölünün yanına ulaşıp çocukları gördüklerinde Chris’e soyadı olan Chambers diye hitap etmeleri de yine hem toplumsal eleştirinin hem de baba figürünün altını çizer.

Gordie’nin anlattığı şişman çocuk hikâyesinin bir intikam hikâyesi olması son derece önemlidir. Hepsinin içinde böyle bir ihtiyaç vardır. Bu sahnede Vern’in o çocuğun para vermeden yarışmaya kabul edilmesine şaşırması bu çocukların özgüven ve özsaygılarının ne derece sarsılmış olduğunun bir işaretidir. Aynı sahnede Teddy’nin hikâyenin sonunu beğenmeyip “Kutlamak için gidip babasını öldürseydi ya. Sonra da gidip Texas kolluk kuvvetlerine başvururdu.” demesi de hem inciticidir hem de Teddy’nin baba ile ilgili ikilemini imler. 

Kasabanın gençleri de yoldaki işaretlere zarar verirken aslında intikam alır, düzene dair her şeye meydan okurlar. Sana nasıl davrandıysa en güvendiklerin, sen de öyle davranıyorsun hayata ve dünyaya. Ama başroldeki çocuklar bunun her zaman böyle olmak zorunda olmadığını da gösterir ve determinist çizgiden umut çizgisine yaklaşır.

“Annen sana hayatın tadını çıkarmayı öğretmedi mi?” denildiğinde Vern’in “O da ne?” diye cevap vermesi izleyiciyi sarsarken çok şey anlatmaktadır.

Filmde Dikkat Çeken Diğer Sahneler

Önemli ve dikkat çekici sahnelerden birisi de hurdacının korkunçluğuyla nam salmış köpeğini görünce Gordie’nin, “Chapper bu muymuş?!” deyip “Efsane ile gerçek arasındaki ayrımı ilk fark edişimdi.” diye düşünmesidir.

Cesedi bulduklarında Gordie’nin, “Hasta değildi, uyumuyordu, ölmüştü.” şeklindeki iç sesi ilk kez ölü bir insan gören bir çocuğun ölüm karşısındaki şaşkınlığını göstermektedir.

Filmin sonunda Gordie bizlere her bir arkadaşına sonrasında neler olduğunu anlatırken Chris’in avukat olduğunu ve yine bir arabuluculuk esnasında öldüğünü söylediğinde Chris’in görüntüsünün de kaybolması görsel olarak başarılı ve şiirsel bir sahnedir. 

İyi diyalogları ve başarılı akışıyla sıcak, insani bir film, Stand By Me. Her türlü duyguyu abartı seviyesine ulaşmadan bize yaşatırken izleyiciyi düşünmeye itiyor; aile, toplum, zaman ve dostluk hakkında. Filmin asıl vurgusu tam da burada.

Derya ENSARİOĞLU

1977'de bir bahar çocuğu olarak dünyaya geldi. Hayallerinin şehri İstanbul'da yaşamak nasip oldu. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi’nde Din Psikolojisi alanında yüksek lisans yaptı. On yılı aşkındır Din Kültürü Ahlak Bilgisi öğretmenliği yapmaktadır. Sinemayı, müziği, okumayı, öğrenmeyi, sosyal bilimleri, İstanbul'u, Bursa'yı, denizi, karbonhidrat ve şekeri, hayvanları ve özellikle kedileri çok sever. Çay ve kahve savaşında tam ortada yer almaktadır. Talebe olarak yaşamaya ve insan olmaya gayret etmektedir. Çeşitli konularda kendince bir şeyler karalamaktadır.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

59  +    =  68

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu